ESKİ ŞİİRLERİM
Kapılarını yıllardır çalmadığım
Eski dost evleri gibi
Eski şiirlerim
Kitaplarda
Bekler beni…
Girip dinlendiğim olur
İçlerinde
Bir kahve içimi
Çıkıp giderim sonra
Buruk bir hüzün
Bırakıp geride…
BEKLE
Gelecegim bekle dedi
Ben beklemedim o da gelmedi
ölüm gibi birşeydi
Ama kimse ölmedi
O KADAR GÜZEL BİR YÜZDÜ Kİ
O kadar güzel bir yüzdü ki
Gelip geçici olamazdı
Ya da bir resimdi çizilmiş yastığıma
Onunla hep
Bir uçurum kıyısında gibi seviştik
Kanatlanıp
Birbirimizin uçurumuna
Sevişmek bir şiir
Bir uçurum dengesidir
Yer çekiminin
Ve akıl çekiminin dışında
FAHRİYE ABLA
Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar.
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla!
Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi,
Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede;
Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
Bahçede akasyalar açardı baharla,
Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye abla!
Devamını Oku
ADAMLAR
Sönmüş saçlarında son damla ışık,
Bir düş’ün içinde gibi her akşam
-Ve yüzleri duman kadar dağınık-
Geçer bu sokaktan binlerce adam.
Umut gözlerinde ölü bir bakış,
Çığlık bir bükülüş dudaklarında;
Bulamadıkları nedir ki, yaz kış
Dolaşırlar şehrin sokaklarında?
Sanki yalvaran bir duadır onlar,
Belki tanrılara açık vesvese,
Bir nehir. Bu nehir her akşam akar
Derinden ruhları çağıran sese.
Adım Mehmet
İmanımdır tek silahım
Koşarım adım mehmet
Aşılmayan engelleri
Aşarım adım adım mehmet
Adım mehmet şanım mehmet
Bayrağımda kanım mehmet
Anadolu kucağında
Her köşe her bucağında
Peygamberin ocağında
Pişerim adım mehmet
Aşık olmuşum hilale
İlelebettir bu hale
İstikballe istiklale
Koşarım mehmet adım
Devamını Oku
Almanya Mektubu
Mektubun yenice geçti elime,
Selamını duymak yeteyo gardaş,
Dağ başı bi çaruk esküttüğümüz,
Boz dağlar gözümde tüteyo gardaş.
Gardaş, Hambırgın yolları asfalt,
Adamların kafaları sıfır nımara tıraşlı,
Afyon içiciler, itle, manyakla,
Turken raus, Turken raus diye bağırıyorlar.
Heh…Ulen noldu da değişti devran.
Çok deel,
Yirmibeş otuç yıl önce bizi bandoynan karşıladılar,
Bunca yıl gavurun pisliğiynen uğraş,
Sonra sana düşman gibi baksınlar,
Ataş verip, düneğini yaksınlar,
Adamanın ağarına gidiyor gardaş.
Devamını Oku
TÖVBEKÂR OLDUM
Yâ Rab bu aşk bende, benimle her an;
Aşk ile can buldum, canda var oldum!..
Bu zorlu nefsime neyledi zaman?..
Bazen kışa döndüm, kâh bahar oldum!..
Tevhîdin nûruyla, var ettin canı;
Ufkuna nakşettin eşsiz fermânı!..
Tedbirden, takdire dönen her sonu;
Tefekkür ettikçe tövbekâr oldum!..
Kader levhâsında, ince bir sır var;
Bir ömre sığmadı, aşk denen esrâr!..
Âlemi sardıkça bu derin efkâr;
Yanmış ney misâli, âh u zâr oldum!..
Devamını Oku
İRFÂNA DÜŞTÜM
Ma’nâ âleminde, vefâ yolunda;
Aşk ile elendim bir cana düştüm!..
Gönül vecde geldi cezbe hâlında;
Derdime gül bastım, dermâna düştüm!..
Gurbet, gam bendini bende mi kurdu?..
Mevlâ’m emaneti sırtıma vurdu!..
Her katrem ‘hû’ dedi, duruldu, durdu;
Kaynadım, çağladım devrâna düştüm!..
Duydum can özümde ney’in zârını;
Özünden ayrılmış buldum varını!..
Başımda gördükçe nefsin dârını;
Ölmeden hesaba, mizâna düştüm!..


