Başı Tutan Gafiller
Üç beş şımarığın çılgınca mâcerâsına,
Kurban gitti millet, gitti Batı vebâsına.
İnsanlar doğranıyor, insanlarda sessizlik,
Bu ne hal İlâhî, nedir bu korkunç hissizlik?
Yanıyorken babasının yandığı ateşde,
Yok küçük bir gayret; yok olduğu kadar leşde…
En korkunç ümitsizlikle giderken ölüme,
Her şeyiyle pâymâl, her şeyiyle lime lime…
Meskenet içinde ölüyor önce vicdânı,
Sonra zilletle çıkıp gidiyor murdar canı.
Sanmam ola, insan için daha büyük hüsrân;
Kalmamış zerresi irfânın kör olmuş iz’ân.
Devamını Oku
ÖLÜME SAYGI
Ölüm bir melek elinde gelir
Ve öper usulca çocuk yüzleri.
Belki bir gün kurtuluruz
Karıncaların yolunu şaşırtan ince rüzgarlarla
Kaplumbağaların hasret kaldığı derin tepelerde
Çocuk gibi bakalım mavi sulara
Şehirlere bakalım insanlığımızı eskittiğimiz
Sislerden dumanlardan yollara atılan
mısır koçanlarından
Belki tutarız birgün belki kurtarır bizi
Simsiyah saralım bezlerle dağları rüzgarları
Gül bahçeleri ağlasın
Dallarda salınan çocuk salıncakları ağlasın
Kırmızı balonlar bizsiz kaybolsun gökyüzünde.
Haydi sığının şehirlere
Kabuğunuza çekilin yorganınızı çekin üstünüze
Kalsın titrek ve mavi elleriniz
Bekleyin geliyor ölüm usulca
Usulca girer koynunuza.
SIRADAN AKŞAMLAR
Her gündüze uyandığımda
Yeni bir hayat derdim içimden
Gece ölümün soğukluğu
Ve bende acının korkusu
Sözler verdim… Tutamadım.
Bir zaman sonra ben oldum
Gündüze bakıp ağlayan
Gecenin karanlığında
Dünyayı sarmalayan.
Düşmek Ve Ölmek
Şimdi kış.
Kurumuş iskelet sarmaşıklarda
Tutunmanın son telaşı.
Bu ışıklı, bu gösterişli şehre
İnmeden geçti, nice göçmen kuş.
Kızıl, sarı, biteviye ahenk,
Uzun karın ağrıları,sabahlara denk.
Bilmediğim aşklar geçer önümden,
Hangisine sarılsam düşmek ve ölmek.
BEKLE
Gelecegim bekle dedi
Ben beklemedim o da gelmedi
ölüm gibi birşeydi
Ama kimse ölmedi
AN GELİR
An gelir
Paldır küldür yıkılır bulutlar
Gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
O eski heyecan ölür
An gelir biter muhabbet
Çalgılar susar heves kalmaz
Şatârâbân ölür
Şarabın gazabından kork
Çünkü fena kırmızıdır
Kan tutar / tutan ölür
Sokaklar kuşatılmış
Karakollar taranır
Yağmurda bir militan ölür
Devamını Oku
ÖLMEK YASAK
Daha önce bıçaktan hiç su içmedim
Hiç kısılmadı kerpetene bıyıklarım
Gururlu bir gemiyim oldum bittim
Sabah olur yelkenlerimi saklarım
Özgürlük dediğim yerde demirledim
Üstüme varma bulutları tutamam
Böyle paldır küldür gideceklerdir
Gelmezsen farketmez kimseyi aramam
Asıl sevdiklerim en içimdekilerdir
Onlarla yaşarım eğer yaşarsam
Olur mu gecemi yeşile çalmak
Yıldız çivilemek parmakuçlarıma
Ölüm kadar çabuksa eğer yaşamak
Hiç doğmamayı isterdim ama
Bir kere doğmuşum ölmek yasak
SEVMEK İÇİN GEÇ ÖLMEK İÇİN ERKEN
Akşamın acı su karanlığı içinden
Soğuk kadife teması yalnızlığın
Şuh bir kahkaha balkonun birinden
Gizli işareti midir bir başlangıcın
Sevmek için geç ölmek için erken
Başbaşa çay elele yürümek derken
Boğaz vapurları mı iskele sancak
Telefonda kaybolmak sesini beklerken
İnsan insanı yeniler doğrudur ancak
Sevmek için geç ölmek için erken
Devamını Oku
Adım Mehmet
İmanımdır tek silahım
Koşarım adım mehmet
Aşılmayan engelleri
Aşarım adım adım mehmet
Adım mehmet şanım mehmet
Bayrağımda kanım mehmet
Anadolu kucağında
Her köşe her bucağında
Peygamberin ocağında
Pişerim adım mehmet
Aşık olmuşum hilale
İlelebettir bu hale
İstikballe istiklale
Koşarım mehmet adım
Devamını Oku
AYRILIK HAVASI
Ben nefret eyledim sizin gerçekten
Yalanı severim, yalanı gayrı
Tiksindim bülbülden, gülden çiçekten
Yılanı severim, yılanı gayrı
Yıllarca boş yere canımı sıktım
Nihayet yol buldum çığırdan çıktım
Beyden efendiden sayından bıktım
Ulanı severim ulanı gayrı
Sapıtmış bu diye beni yeriniz
Hakkımda bin türlü hüküm veriniz
Omuzumda yüktür dirileriniz
Öleni severim öleni gayrı



