Düşmek Ve Ölmek
Şimdi kış.
Kurumuş iskelet sarmaşıklarda
Tutunmanın son telaşı.
Bu ışıklı, bu gösterişli şehre
İnmeden geçti, nice göçmen kuş.
Kızıl, sarı, biteviye ahenk,
Uzun karın ağrıları,sabahlara denk.
Bilmediğim aşklar geçer önümden,
Hangisine sarılsam düşmek ve ölmek.
GÜLDÜ BÖYLE
Yüzüm döndüm dosttan yana;
Dosttan geldi bu dert bana!..
Meylim, düştü gülistâna;
Gül dokundu, güldü böyle!..
Çeken bilir sevdâ nedir…
Sevgi varken, kavga nedir?..
Gönül, gizli bir haznedir;
Bir deryâdır, doldu böyle!..
Tâ Adem’den izimiz var;
Arşa yüklü özümüz var!..
Ervâh ile sözümüz var;
Bilen bildi, oldu böyle!..
Devamını Oku
BİR VECDİN SONUNDA
Kim anlar, kim açar can esrârını?
Kim duyar, bu aşkın intizârını?..
Okuyup bir ömrün, son kararını;
Yol aldım bir sonsuz bahara böyle!..
Ölmeden ölmeyen bu sırrı bilmez;
Hilkâtin elinde öz söze gelmez!..
Bir gönül yapmadan, bir gönül olmaz;
Ben nasıl giderim, bir yâra böyle?..
Marifet, hakîkat bir özge hâldir;
Bildiğin bilmemek zûldür, vebâldir!..
Emanet, sırtımda çözmek muhâldir!..
Yüklendim diyârdan diyâra böyle!..
Devamını Oku
ARA ÇAĞRI
Sen bir taze haber gibi gelmiştin unutmadım
Her gelişin bir taze haberdi, unutmadım
Aşktı alıp verilen, altın bir vakitti yaşadığımız
Bir muştuyu algılamanın sürekli gerilimiydi sanki, unutmadım
Can oynardı evlerde, yollarda, meydanlarda
Can alınıp can verilirdi, hiç unutmadım
Sen uyurdun, uykun bir tepeden seyredilen uçsuz bir vadi
Kıyısından seyredilen bir denizdi sanki, unutmadım
Ah sevgili! hayat görünürdü kapından bir çırpınış
yüreklerimizde
Sen evinden çıktığında güneşler doğardı içimizde, unutmadım
Toprağa düşen tohum, onda gizlenen renk, şekil, koku
Senin için biçimlenirdi, renklenirdi, kokardı senin için,
unutmadım
Ebedi masum çocuklar zamanın solmayan çiçekleri
İstemişlerdi de ezan okumuştu Bilal bir sabah, unutmadım
O dirildi, o dirildi diye birden çalkalanan sokaklar
Ölüm ki sonsuza açılan bir kapıydı, hiç unutmadım
Ey aşk, ey dirilik soluğu, ey evrenin hareket kaynağı,
Nasıl unuturum, nasıl unuturum, hiç unutmadım!..
AŞK HİKAYESİ
Başımdan bir kova sevda döküldü
Islanmadım,üşümedim,yandım oy!
İplik iplik damarlarım söküldü
Kurşun yemiş güvercine döndüm oy!
Yağmur yorgan oldu; döşek kar bana
Anladım ki kendi gönlüm dar bana
Alev dolu bardakları yâr bana
Sunuverdim içtim içtim kandım oy!
Sevgi ektim, naz biçmeye çalıştım
Ne zamana, ne kendime alıştım
Kırk senede yedi hasret bölüştüm
Yedi dünya bana düştü sandım oy!
Gönül şahinimi yordum gerçeğe
Sonsuzda yüzümü sürdüm gerçeğe
Teselliden kanat kırdım gerçeğe
Tecellinin sinesine kondum oy!
BEN
Ben: Karlı dağların deli rüzgarı
Ben: Tozlu yolların demirbaşıyım
Ben: Suyu kurumuş sevgi pınarı..
Ben: Toprak bekçisi mezar taşıyım
Ben: Hep yıllar yılı kanayan çıban…
Ben: Fikir sürüsün yitiren çoban
Ben: Hayal peşinde çarıksız taban…
Ben: Gurbet ağzında bulgur aşıyım
Ben: Çürük gemi aşk denizinde..
Ben: Yağmur damlası dostun izinde
Ben: Yanıp kül oldum aşkın közünde…
Ben: Kara sevdanın dert yoldaşıyım.
Ben: Koyu düşmanım yersiz gülüşe..
Ben: Düşüvermişim bitmez bir işe
Ben: Bıldır ağlarım bu yıl ölmüşe..
Ben: Bensiz duygunun ilk savaşıyım
Ben: Gönlü aklına uymayan deli..
Ben: Az düşünceden doymayan deli
Ben: Beni ben diye saymayan delin.
Bırakın ben benden uzaklaşayım.


