‘Fazıl Hüsnü DAĞLARCA’ Kategorisi için Arşiv



On Kasım’larda Yürümek

Pazartesi, Kasım 3rd, 2008 Posted in Fazıl Hüsnü DAĞLARCA | Yorum Yok »

Atatürk'üm işte 10 Kasım yine Dalgalanır ağaçlarla oğullar Dalgalanır oğullarla nineler Dalgalanır ninelerle genç kızlar Özlemin ta yüreğime işlemiş Seni bulmak, seni görmek için ben Bütün toprakaltıyla barışacağım Ereceğim sana usta, barışta, başarıda Öyle Güçlüsün ki Güçleneceğim Öyle yücesin ki, yüceleceğim Düşüne düşüne seni kocaman kocaman Dağlara, dağlara karışacağım Ozan mıyım, ordu muyum, su ...

10 Kasım Türküsü

Cumartesi, Kasım 1st, 2008 Posted in Fazıl Hüsnü DAĞLARCA | Yorum Yok »

Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler Bozkır ovalarına, Erciyes'e, Ağrı'ya Ulusun egemen olduğunu Özgür olduğunu Haykıracağım haykıracağım işte Senin sustuğunca! Yolunda yürüyeceğim Atatürk; Ana baba oğul kız Dere tepe bucak köy Yeryüzü yaşamalarımla değil Oralarda, senin gittiğince! Atatürk, taşıyacağım Çanakkale'de, Sakarya'da, Çankaya'da, al al Senin taşıdığını; Yurdun gök ülküsü Dalgalanırken Senin bayrağını yücelteceğim. Senin çıktığınca.

ÖLDÜRDÜĞÜMÜZ

Pazartesi, Ekim 27th, 2008 Posted in Fazıl Hüsnü DAĞLARCA | Yorum Yok »

Geceyle parlayan gözleri vardı, Cesurdu, cesurdu ziyade. Nasıl ki çekti bizi, İstifade. Karanlık mağaranın kapısında durduk, Geçerken bıraktık taşı. Sustu büyük bağırmasında, Gecelerin ve ormanların sırdaşı. Artik bizim gibi değil, Su içmez, kımıldamaz. Uyanıklığı hiç yok, Uykusu az.

DÖRT YAPRAKLI YONCA

Cuma, Ekim 24th, 2008 Posted in Fazıl Hüsnü DAĞLARCA | Yorum Yok »

Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Oynamamız bundandır. Kara toprakla binlerce yıl. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Bundandır sevmemiz kiraz ağaçlarını. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse. Kardeşliğimiz bundandır Mavi sularla binlerce yıl. Çıkamaz çocukluğundan dışarı Kimse Bundandır inanmamamız Kocaman bombalara.

ZAMAN PARILTISI

Perşembe, Ekim 23rd, 2008 Posted in Fazıl Hüsnü DAĞLARCA | Yorum Yok »

Karanlıklarda, gündüzlerin arkasındayım, Bitmiş ikinci dünya savaşı, uğursuz ve kahraman, Uzakta esir uluslar türkü söyler, Türklügümün farkındayim. Bir soluk gelmekte karşı gezegenlerden, Vakt içinden inmektedir gölgeler. Toprak üzerinde, atmosferler üzerinde Soğuyan gecemin farkındayim. Biçimler, evlere, eşyalara rahatça sığmış, Var olmuş var olmayan. Biçimler sonsuzluğa yaklaşmış, Aklımın farkındayim. Ne ağaçlar uzanmış mevsimlerimce Ne yıldızlar ...

YALNIZLIĞIM

Salı, Ekim 21st, 2008 Posted in Fazıl Hüsnü DAĞLARCA | Yorum Yok »

Ilık bir su gibidir içimde yalnızlığım, Yalnızlığım, ruhumda uzak bir ses gibidir. Her sabah ufuklardan mavi şarkılar gelir, Ve her sabah ürperir içimde yalnızlığım Güneşim aydan sarı, yarınım dünden zorsa, Sarsın artık ömrümü tunç kandillerin isi Üşüyen ellerimden tutmalıydı birisi, Eğer benim gözlerim onları görmüyorsa. Bir camın arkasında ...

CEZAYİR TÜRKÜSÜ

Pazartesi, Ekim 20th, 2008 Posted in Fazıl Hüsnü DAĞLARCA | Yorum Yok »

Ya Allah Ya Allah derim ki Titrerim Kara sesimden Ya Allah. Ya su Akar da aydınlığın uzak anılarımdan Şırıldar yüreğimde ünlü korsanların dalgaları. Yüce sultanlarin kılıçları parlar yüzümde Ya su, anlıyor musun? Burası Cezayir, ya çöl, Develerin binlerce yıl taşıdığı, atalardan, Sevgi, Us, Kişiliğim ya çıngırak. Yıldızlar kötü olacakların üçgenlerinde Yok etmiş üç yönü. Yedi yönü var ...

DENİZ FENERİ

Pazar, Ekim 19th, 2008 Posted in Fazıl Hüsnü DAĞLARCA | Yorum Yok »

Uzanmış koca burun açık denize doğru, Lacivert ve gri gecenin değerinde. Karanlıkla başlar bir dünya sevgisi, Deniz feneri parlar, Talihe aldırmadan kayalar üzerinde. Bulutlar birleşir alaca düzlüklerde, Çöker uzak limanlardan bir sis. Bir sıkıntı başlar karanlığında kaderin, Bildirir, yanınca yanınca, Ömrün neresindesiniz, aşkın neresindesiniz? Yüreğin mi daralıyor, yıldız ışığında, Bırak anılar ...

SİMGELERDE YÜZLER

Pazar, Ekim 19th, 2008 Posted in Fazıl Hüsnü DAĞLARCA | Yorum Yok »

Bir ışık üstünde gelir Gelir o Işırsın Seversin yeri göğü Uyanmış tutsaklar çağrısına dek. Dolar da Dolar da yüreğine tohumların davranışı Uzarsın Bir anıdan bir geleceğe gövermişcene. Gelir de bir uykusuza su Gelir bir orman uyanık yellerden. Gider hele Yıldızların Gider hele göllerin yalnızlığı Kalırsınız Yaptıklarınızla yüz yüze, çırılçıplak.

SİVASLI KARINCA

Cumartesi, Ekim 18th, 2008 Posted in Fazıl Hüsnü DAĞLARCA | Yorum Yok »

Koca Kızılırmak köpüre köpüre Akıyordu, Bir telgraf direği dibinde, Zamanlar kadar telaşsız ve köpüksüz, Yürüyordu, Sivaslı bir karınca. Karşı kıyıdan parlak, Kişniyordu, Atlar doru doru, Atların şarkısından ayrılmış, Yürüyordu, Atların mesafesini anlamaz. Sesi, adımlarının sesi, memnun ve bahtiyar, Duyuluyordu, Kahraman. Bir açlığın ayaklarınca aziz, Yürüyordu Yeryüzünden.

Copyright © 2008 · All Rights Reserved · Şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya varislerine aittir.