<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Şairane için yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.siir.kalemguzeli.net/comments/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.siir.kalemguzeli.net</link>
	<description>şiir, edebiyat, sevgi ve aşk üzerine</description>
	<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 07:40:15 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
		<item>
		<title>FETİH MARŞI yazısına zeyneb tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.siir.kalemguzeli.net/fetih-marsi.html#comment-11</link>
		<dc:creator>zeyneb</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Nov 2007 21:36:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.siir.kalemguzeli.net/fetih-marsi#comment-11</guid>
		<description>Bu şiiri her okuduğumda (zaten öyleyim ama) daha çok FATİHin torunu OSMANLInın torunu olduğumu hissediyorum yüreğimden bir savaşçı çıkıp gidiyor sanki FETHe.Daha çok FATİH,YAVUZ,MURAT,YILDIRIM olmak istiyorum.Kusura bakmayın teşbihte hata olmazmış yoksa ben kim o ulu şahsiyetler olmak kim?hepsinin ruhu şâd olsun.A.NİHAT ASYAya teşkkürler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu şiiri her okuduğumda (zaten öyleyim ama) daha çok FATİHin torunu OSMANLInın torunu olduğumu hissediyorum yüreğimden bir savaşçı çıkıp gidiyor sanki FETHe.Daha çok FATİH,YAVUZ,MURAT,YILDIRIM olmak istiyorum.Kusura bakmayın teşbihte hata olmazmış yoksa ben kim o ulu şahsiyetler olmak kim?hepsinin ruhu şâd olsun.A.NİHAT ASYAya teşkkürler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Benim Küçük Dostlarım yazısına tatli_kiz tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.siir.kalemguzeli.net/benim-kucuk-dostlarim.html#comment-7</link>
		<dc:creator>tatli_kiz</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Oct 2007 11:49:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.siir.kalemguzeli.net/benim-kucuk-dostlarim#comment-7</guid>
		<description>ya ço tşk ederim zaten benim ödevim vardı sizin sayenizde zayıf not almıcam saolun.çok saaaaaaaaaaaaaaaaaaaaooooooooooooolllllllllllluuuuuuuuun</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ya ço tşk ederim zaten benim ödevim vardı sizin sayenizde zayıf not almıcam saolun.çok saaaaaaaaaaaaaaaaaaaaooooooooooooolllllllllllluuuuuuuuun</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz&#8230; yazısına servi tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.siir.kalemguzeli.net/ayinesi-istir-kisinin-lafa-bakilmaz.html#comment-6</link>
		<dc:creator>servi</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Oct 2007 09:18:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.siir.kalemguzeli.net/ayinesi-istir-kisinin-lafa-bakilmaz#comment-6</guid>
		<description>İnsanoğlu sözleri ve davranışlarıyla toplumda kendine bir yer edinir.
Duygu ve düşüncelerini kelimelerle, sözlü ya da yazılı bir biçimde ifade eder insan.
Duygu ve düşünceler hal diliyle, davranış biçiminde de ortaya konulabilir.
 	Duygu ve düşüncelerin sözle ifadesi “kal”, davranışlarla anlatılması ise “hal” diliyle tanımlanır.
	İnsan yaşadığı toplumun değerlerine uyum sağlamak durumundadır. Ortak değerler, ortak bir anlayışı doğurur. Anlayış birliği ise toplumun birlik ve beraberliğini olumlu yönden etkiler. O toplumdaki insanların huzur ve mutluluk içinde yaşamalarına neden olur.
	İçinde yaşadığımız toplumda binbir çeşit insanla karşılaşırız. Söz ve davranışlarıyla tutarlı insanlar, sözlerini davranışlarına yansıtamayanlar... Kendisiyle, ailesiyle, toplumuyla barışık olamayanlar, kişilik açısından olgunluğa ulaşamayanlar.
	Söz ve davranışları uyumlu, olgun insanlar çoklukla toplumda saygıyla karşılık görürler, takdir edilirler, örnek gösterilirler, örnek alınırlar.
	Sözleri ve davranışlarıyla olgunluğa ulaşamayanlar başta kendileri olmak üzere herkes için bir sıkıntı kaynağı oluştururlar. Problemleri büyütürler, toplumu gerer, sosyal ilişkileri zedelerler.
	İnsan toplum halinde yaşamanın gereği bir sorumluluk taşır. Topluma karşı görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye çalışır. Ne var ki bu görev ve sorumluluğu yerine getirmek konusunda başarılı olmak herkese nasip olmaz.
	Görev ve sorumluluk nasıl yerine getirilir?
	Her insan, birikimi, yeteneği ölçüsünde kendine düşen görev ve sorumluluğu yerine getirmeye çalışır. Topluma, hayata ilişkin duygu ve düşüncelerini söyler, yazar, anlatır. Bu anlamda söz söylemek, fikir beyan etmek elbette kolaydır. Çünkü “dilin kemiği yok”tur. Ağza gelen bir çırpıda söyleniverir, ahkâm kesilir, fetva verilir, yol gösterilir, yorumlar yapılır, eleştirilir. Bunlar kolay gelir insanoğluna.
	Ya söylenenleri davranış haline, sözü işe dönüştürmek, üretmek, yerine getirmek! İşte zor olan da bu.
	Bu konuyu “ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz/şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde” mısraları da bir güzel örnekler. Kişinin değeri, aklı, eserinde ve yaptığı işte görülür. Onu yalnızca söylediği sözlerle değerlendirmek yanlıştır.
	Toplumda iş yapmak yerine yalnızca konuşmayı, söz söylemeyi iş edinenler ne yazık ki çok. Pek çok insan bu anlamda yalnızca konuşur, hep eleştirir. Yapması gerekenler hatırlatıldığında ise binbir mazeret hemen hazırdır.
	Dersine çalışmayan öğrenci tembelliğinin gerekçelerini (!) bir bir sıralar. Görevini yapmayan işçi, memur, amirini suçlar, aldığı ücretin azlığını gündeme getirir. Hırsızın, suçlunun, caninin, herkesin kendine göre mazeretleri vardır. Hemen herkes görev ve sorumluluğunu bir türlü üstlenmek istemez.
	Ne var ki bütün mazeretlerin, sudan gerekçelerin gerçekten hiçbir değeri yok.
	Konu açık, yanlış ortada.
	İnsan laf değil iş üretmelidir. Lafla peynir gemisi yürür mü?
	İnsan özellikle yaptığı işle, ürettiğiyle, davranışıyla vardır. Söylediği sözden ziyade, görevini yerine getirip getirmediği ölçüde bir değer ifade eder.
	Yaptığı inşaatı çöken bir müteahhidin inşaat tecrübesi, sözüne mi, yıkılan binasına mı bakılarak değerlendirilir. Caninin “bakmayın cinayet işlediğime, istemeden yaptım, üzgünüm” sözleri ne ifade eder? Yanlışlıkla kapkaççılık yapılır mı? Sokaktaki bir kediyi diri diri yakan bir zalimin “hayvan sevgisiyle doluyum” demesi ne derece ciddiye alınır?
	Bir kişiyi değerlendirmek, onun iyi, kötü ya da yardımsever, sorumlu, çevreye duyarlı olup olmadığını mı anlamak istiyoruz, nesine bakarız? Sözlerine mi, işlerine mi?
	Kişilik, yapılan işlere yansır elbet. Güzel işler üreten, elbette “güzel insan”dır. İnsanlara yardım eden, yardımseverdir. Yalnızca yardım etmeyi sevdiğini söyleyen insanın yardımseverliği, ancak davranışa dönüştüğü takdirde bir gerçeği ifade eder.
	Hayat bir sınavdır. Davranışlarımız, hayat aynasında göründüğü oranda gerçeğe dönüşür, yaşandığı sürece bir anlam kazanır.
	Hayatı yalnızca laf üreten bir biçimden çıkarıp, iş, davranış, eyleme dönüştüren bir anlayışı ilke edindiğimiz gün, sözümüzün de, davranışlarımızın da bütünleştiği gün, hayatımız bir anlam kazanacaktır.
Rıfkı Kaymaz</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu sözleri ve davranışlarıyla toplumda kendine bir yer edinir.<br />
Duygu ve düşüncelerini kelimelerle, sözlü ya da yazılı bir biçimde ifade eder insan.<br />
Duygu ve düşünceler hal diliyle, davranış biçiminde de ortaya konulabilir.<br />
 	Duygu ve düşüncelerin sözle ifadesi “kal”, davranışlarla anlatılması ise “hal” diliyle tanımlanır.<br />
	İnsan yaşadığı toplumun değerlerine uyum sağlamak durumundadır. Ortak değerler, ortak bir anlayışı doğurur. Anlayış birliği ise toplumun birlik ve beraberliğini olumlu yönden etkiler. O toplumdaki insanların huzur ve mutluluk içinde yaşamalarına neden olur.<br />
	İçinde yaşadığımız toplumda binbir çeşit insanla karşılaşırız. Söz ve davranışlarıyla tutarlı insanlar, sözlerini davranışlarına yansıtamayanlar&#8230; Kendisiyle, ailesiyle, toplumuyla barışık olamayanlar, kişilik açısından olgunluğa ulaşamayanlar.<br />
	Söz ve davranışları uyumlu, olgun insanlar çoklukla toplumda saygıyla karşılık görürler, takdir edilirler, örnek gösterilirler, örnek alınırlar.<br />
	Sözleri ve davranışlarıyla olgunluğa ulaşamayanlar başta kendileri olmak üzere herkes için bir sıkıntı kaynağı oluştururlar. Problemleri büyütürler, toplumu gerer, sosyal ilişkileri zedelerler.<br />
	İnsan toplum halinde yaşamanın gereği bir sorumluluk taşır. Topluma karşı görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye çalışır. Ne var ki bu görev ve sorumluluğu yerine getirmek konusunda başarılı olmak herkese nasip olmaz.<br />
	Görev ve sorumluluk nasıl yerine getirilir?<br />
	Her insan, birikimi, yeteneği ölçüsünde kendine düşen görev ve sorumluluğu yerine getirmeye çalışır. Topluma, hayata ilişkin duygu ve düşüncelerini söyler, yazar, anlatır. Bu anlamda söz söylemek, fikir beyan etmek elbette kolaydır. Çünkü “dilin kemiği yok”tur. Ağza gelen bir çırpıda söyleniverir, ahkâm kesilir, fetva verilir, yol gösterilir, yorumlar yapılır, eleştirilir. Bunlar kolay gelir insanoğluna.<br />
	Ya söylenenleri davranış haline, sözü işe dönüştürmek, üretmek, yerine getirmek! İşte zor olan da bu.<br />
	Bu konuyu “ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz/şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde” mısraları da bir güzel örnekler. Kişinin değeri, aklı, eserinde ve yaptığı işte görülür. Onu yalnızca söylediği sözlerle değerlendirmek yanlıştır.<br />
	Toplumda iş yapmak yerine yalnızca konuşmayı, söz söylemeyi iş edinenler ne yazık ki çok. Pek çok insan bu anlamda yalnızca konuşur, hep eleştirir. Yapması gerekenler hatırlatıldığında ise binbir mazeret hemen hazırdır.<br />
	Dersine çalışmayan öğrenci tembelliğinin gerekçelerini (!) bir bir sıralar. Görevini yapmayan işçi, memur, amirini suçlar, aldığı ücretin azlığını gündeme getirir. Hırsızın, suçlunun, caninin, herkesin kendine göre mazeretleri vardır. Hemen herkes görev ve sorumluluğunu bir türlü üstlenmek istemez.<br />
	Ne var ki bütün mazeretlerin, sudan gerekçelerin gerçekten hiçbir değeri yok.<br />
	Konu açık, yanlış ortada.<br />
	İnsan laf değil iş üretmelidir. Lafla peynir gemisi yürür mü?<br />
	İnsan özellikle yaptığı işle, ürettiğiyle, davranışıyla vardır. Söylediği sözden ziyade, görevini yerine getirip getirmediği ölçüde bir değer ifade eder.<br />
	Yaptığı inşaatı çöken bir müteahhidin inşaat tecrübesi, sözüne mi, yıkılan binasına mı bakılarak değerlendirilir. Caninin “bakmayın cinayet işlediğime, istemeden yaptım, üzgünüm” sözleri ne ifade eder? Yanlışlıkla kapkaççılık yapılır mı? Sokaktaki bir kediyi diri diri yakan bir zalimin “hayvan sevgisiyle doluyum” demesi ne derece ciddiye alınır?<br />
	Bir kişiyi değerlendirmek, onun iyi, kötü ya da yardımsever, sorumlu, çevreye duyarlı olup olmadığını mı anlamak istiyoruz, nesine bakarız? Sözlerine mi, işlerine mi?<br />
	Kişilik, yapılan işlere yansır elbet. Güzel işler üreten, elbette “güzel insan”dır. İnsanlara yardım eden, yardımseverdir. Yalnızca yardım etmeyi sevdiğini söyleyen insanın yardımseverliği, ancak davranışa dönüştüğü takdirde bir gerçeği ifade eder.<br />
	Hayat bir sınavdır. Davranışlarımız, hayat aynasında göründüğü oranda gerçeğe dönüşür, yaşandığı sürece bir anlam kazanır.<br />
	Hayatı yalnızca laf üreten bir biçimden çıkarıp, iş, davranış, eyleme dönüştüren bir anlayışı ilke edindiğimiz gün, sözümüzün de, davranışlarımızın da bütünleştiği gün, hayatımız bir anlam kazanacaktır.<br />
Rıfkı Kaymaz</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>CEVİZ AĞACI yazısına okan tarsus tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.siir.kalemguzeli.net/ceviz-agaci.html#comment-4</link>
		<dc:creator>okan tarsus</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2007 13:32:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.siir.kalemguzeli.net/ceviz-agaci#comment-4</guid>
		<description>Cem Karaca da çok güzel söylüyordu, mekanı cennet olsun</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Cem Karaca da çok güzel söylüyordu, mekanı cennet olsun</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
