TÜRKÜLER
Öylesine geniş ki yüreğim bir deniz gibi,
Güler yüzün bir güneş ışığınca
Tatlı ve derin yalnızlığında,
Dalganın dalgaya sessiz karıştığı yerde.
Gece mi bastırdı? gün mü yoksa? bilmiyorum.
Güler bana o tatlı o sevimli
Güneş ışıltılı yüzün,
Ben bir çocuk gibi mutluyum.
Gece yarısı bir de rüzgar
Yavaştan yavaştan pencereme çarpar.
Bir sağnak başlamış inceden
Damlar odama yavaşça.
Mutluluğumun düşüdür benim,
Rüzgar gibi yalar geçer yüreğimi.
Bir buğudur o bakışında senin.
Bir yağmur tadıyla sarar yüreğimi.
ÖYLE BİR HAYAT YAŞIYORUM Kİ
Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazılar seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki,
Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime,
Sonra dedimki ’söz ver kendine’
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki,
Son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymişki zaman,
Hep acele etmem bundan, anladım…
GÖLGELİ BULUT
Bir bulut geçti üstümden
Kara çarşaf misali
Yazdı oysa günlerden
Rüzgar sam misali
Uzanıp denize
şarkılar söyledim
Ey ulu deniz
Aç perdelerini şanlı operanın
Bir yelkenlide olmak vardı şimdi
Rota; şu gördüğün adaların
Devamını oku
Bezmişim
Bu gidişle aram yok bundan böyle
Hedefi olmayan yoldan bezmişim
Korkarım felaket hak bundan böyle
İblisle dost olan kuldan bezmişim
Nasıl mutlu olam viran halimden
Mazlum yoksul sille yerken zalimden
Sahtekar beylerden sahte alimden
Riyakar konuşan dilden bezmişim
MUHAYYER
Önemli gizli boyutlarıyla yeryüzündeki yaşantımız
Ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız
Söylediklerimizle değil söylemediklerimizle varız
O gün ki ölümün perdesine yapayalnız yansırız
Ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız
Bir incesaz ki süreklidir yaprak döken korularda
Çılgınlıkları oluşturur en çapraşık duygularda
Büyük çıkmaz akla gelip de sorulmayan sorularda
Bazı insan içten içe düşünür hesaplar da
Ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız
Üflediği sustuğumuz tutkuların düşlerimizi çokçadır
Çocukluktan çıktığımızı sanmak aslında çocukçadır
Gerçi gençlik bir uçta yaşlılık bir uçtadır
Birleştikleri gerçek o müthiş sonuçtadır
Ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız
Prusya Mavisi
Saçların her zamankinden beyaz yar
Yoktu böyle gönül sarhoşluğun
Zamanında yağarmış kar.
Akıl almaz gidişlerinde ben yorgun
Sende dil tükenmiş adamakıllı suskun
İstasyonda bekleme pimi çekilmiş
Bomba gibi kalbim,
Bir fırlasa uçacak yerinden
Geriye bile bakmaz seven halim.
Kalabalıklar tükenişim,
Kalabalıklar serzenişim
Geride yalnız kaldı benliğim.
Kokuşmuş bavullara, doluşmuş sevdalar
Bayat ekmek küfünde, taze simit kırıntıları,
Raylarda saçlarımı canımı unutup
Olmadık bir intihar saçmalığına soyunuyorum.
İrkiliyor kanlı kemiklerim
Kimleri hiçe sayıyorum.
Ben artık karların eksi derecelerde yağmadığını biliyorum.
Ben artık zamanı suçlayamıyorum.
19 Mayıs Aydınlığı
Ses oldu vatan rüzgârında umut
Anadolu’ya oylum oylum çöreklendi
Acımasızlık, umarsızlık kara kara bulut
Mustafa Kemal aydınlığında bir bir tükendi.
Derinden inlemeyle uyandı toprak
Yurt üstüne uğultusunun yayıldığı
Kuvay-ı Milliye gücü bayrak bayrak
Sardı ülkeyi 19 Mayıs aydınlığı.
Özgürlük ve bağımsızlık üstüne
Atatürkçe yazılan destandır
Yürek yürek karanlık düne.
Köy okulundaki bayrak direğinde
Atatürkçülük dalga dalga yayılan
Parmak işareti kır kahvesinde.
Bölge bölge kalkan eğik baştır
Köye, kasabaya, kente ve yurda
Ovayı yaran tren düdüğünde haykırıştır.
Muhsin Durucan
ANNEM
Annelerin en güzeli,
Sensin, benim güzel annem.
Ilık esen bahar yeli,
Sensin, benim güzel annem.
Güneş yüzlü, altın kalpli,
Ağır başlı, tatlı dilli,
Meleklerin eşi sanki
Sensin, benim güzel annem.
ANACIĞIM
—Anneme ve bütün annelere—
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Kaç geceler bana ninni söylerdi
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Uzun kış geceleri masal masaldı
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar
Devamını oku
Unuttum, Nasıldı Annemin Yüzü
Unuttum, nasıldı annemin yüzü
Unuttum, sesi nasıldı annemin.
Gece bir örtü olsun anılardan
Kara yüreğime örtüneyim.
Unuttum, nasıldı annemin gülüşü
Unuttum, nasıldı ağlarken annem.
Yaşam sallasın kollarında beni
Küçücük oğluyum onun ben.
Unuttum, elleri nasıldı annemin
Unuttum, gözleri nasıldı bakarken.
Kuru ot kokusu getirsin rüzgar
Yağmur usulcacık yağarken.


